Home / News / YAZARLAR / Mehmed Aydın / Yanlış İslam Algısını Düzeltmek / Mehmet Aydın
yazar

Yanlış İslam Algısını Düzeltmek / Mehmet Aydın

Günümüzün İslam algısı ve bununla beraber İslam dininin yaşantımıza yansıması kesinlikle Resulullah ve onun güzide sahabesi ile örtüşmüyor. Müslümanların günümüzde maalesef batının dine yüklemiş olduğu algının tesiri altında kalarak sadece ibadetlere indirgediğini görmekteyiz. Halbuki İslam dini alemleri yaratan Allah (c.c.)’nin bize göndermiş olduğu bir din olduğunu unutmamamız gerekiyor. Dolayısıyla Rabbimiz hem geçmişi hem de geleceği ve yine yaratıkların içerisinde en şereflisi olan insanı en iyi bildiği için bizleri başı boş bırakmamıştır. Bize göndermiş olduğu son din İslam her şeyi kapsayan tüm sorunlara çözüm üretmiş olan bir dindir. Kesinlikle İslam dini günümüzün tüm sorunlarına en mükemmel bir şekilde çözüm ürettiğini ve sadece Müslümanlar için değil tüm insanlığın bundan hakkı ile istifade edeceğinden zerre şüphemiz olmasın.

Bu mevzuyu anlamak adına günümüzden bir örnek vermek istiyorum. Günümüzün en bariz sıkıntılarından biride kariyer yapmak ve bununla beraber olarak çok uzun ve yorucu iş ortamlarında çalışmak olduğu söylenebilir. Hatta bunun bir neticesi olarak günümüzde yeni psikolojik ve ruhsal hastalıkların türediğine de şahit oluyoruz. İş hayatı doğal olarak aile yaşantısını yine İslam ile olan bağını da etkiliyor. Günün 12-14 saatini bedenen çalışan veya günün 8-9 saatini zihnen yoran bir iş hayatı tabii ki o kişinin birçok konuda olumsuz etkilenmesine sebep oluyor. Yine iş hayatı ile alakalı olarak hafta sonu tatilleri doğal olarak dile getiriliyor. Normal şartlarda Türkiye’de haftanın en az bir günü yani Pazar günü tatil günüdür. Lakin bunun ile alakalı olarak 1 Temmuz 2017 tarihinde haber manşetlerine şöyle bir haber düşerek kaldırıldığı tescillendi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, haftalık tatilde pazar günü zorunluluğunu kaldıran, ‘Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Kanunu’nu onayladı. (aydinlik.com.tr)

Halbuki İslam bu konu ile alakalı çok güzel bir düzenleme getirmiş. Bu düzenleme yüz yıllarca uygulanmış ve hayata geçirilmiş. İnsanlar huzurlu ve refah içerisinde yaşamış ve kesinlikle ne ruhi bunalım nede maddi sıkıntı çekmişlerdir. Şimdi ise İslam da ki iş hayatını sizlerle paylaşmak istiyorum. İslam’da sadece iki gün yani ramazan ve kurban bayram günleri tatil günleridir. Bunun haricinde bir de Cuma namazı esnasında yani takriben üç saatlik bir çalışamama durumu söz konusudur. Bunların haricinde İslam’da tatil günü veya batının deyimi ile hafta sonu diye bir şey yoktur. Haftanın her günü ve her saati çalışılabilir. Muhtemelen bunu okuyan kardeş veya bacılarım zihninden şöyle bir şey geçirmiş olabilir; Bunun neresi rahat? Bu daha meşakkatli bir iş ortamı değil mi?

Evet tamda bu konuya değinmek ve İslam’ın bizlere sunmuş olduğu iş ortamının ve şartlarının 100% daha rahat ve adil olduğunu sizlere ispatlamak istiyorum. Öncesinde batının bizden çalışırken kesmiş olduğu ve adeta haraç olarak sömürdüğü maaş sistemine bakalım istiyorum. Ardından kazanmış olduğumuz maaşımızın nerelere harcandığını ve nasıl bizleri soyup soğana çevirdiklerini sizlere göstereceğim. Bunu anlatırken sadece Türkiye üzerinden değil aynı zaman refah konusunda övünen Avrupa’nın lokomotifi olan Almanya üzerinden de örnekler vereceğim. Kapitalist sistem ile yönetilen Türkiye veya Almanya’da çalışan her bir bireyden adeta haraç misali maaşının neredeyse en iyi ihtimal üçte birini en kötü ihtimalde ise yarısını devlet ondan kesiyor. Kesmiş olduğu paranın ise ileride emekli olacağını iddia etmiş oldukları maaşı için olduğu dile getiriliyor. Halbuki örneğin Almanya’da emeklilik yaşı şuan için 67 ve muhtemelen önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde bu yaş 70’e çıkarılacak. Hatta önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde emekli olacak olanlar ise büyük olasılıkla çok düşük ve gülünç bir meblağ alacaklar. Bunu bilen Alman hükümeti yaşlılık esnasında fakirlik yaşamamak için halkından şimdiden özel sigorta üzerinden ek emeklilik pirimi ödemesini talep ediyor. Yani işçiden her ay yıllardır kesmiş oldukları para yetmiyormuşçasına birde her ay özel pirim ödenmesini talep ediyor. Yine her işçiden sağlık sigortası bahanesi ile yüklü para kesilmekte. Bu kesilen paralarının belki de ciddi rahatsızlık esnasında çok düşük bir kısmını alabileceğini aslında herkes bilmekte. İlaçlarının belirli bir kısmını kendisi ödemek zorunda. Veya diş rahatsızlığında neredeyse önemli bir kısmını yine cebinden ödemek zorunda kalıyor. Bu kesintilerden başka olarak ise birde her çalışan bireyin ödemek zorunda olduğu ve yüklü olarak onun için masraf olan başka giderleri de var. Yüksek kiralar, okul eğitimi için, elektrik ve araba masrafları vs. Tüm bu masrafların aile bireylerine bu sistemin yüklemiş olduğu ağır yükü nedeni ile batı ülkelerinde her gün iki işte çalışmak zorunda kalmaları çok normal oldu. Veya aynı evde bulunan anne, baba veya çocukların çalıştığı bir Türkiye yine normal karşılanmak zorunda kaldı.

Şimdi ise gelelim İslami bir yönetim ile yönetilen bir devlet modelindeki iş hayatına. İslami hükümlerle yönetilen bir devlette yani Hilafet devletinde öncelikle şunu vurgulamamız gerekiyor. Mezkur gayri İslami günümüzün yönetimlerinde olduğu gibi İslam devletinde kesinlikle maaşlardan kesinti olmayacak. Yani brüt ve net maaş ayrımı olmayacak. Brüt olarak ne kararlaştırılmışsa o maaşı net olarak alacak. Yine kapitalist bir devlette tebaanın belini büken doktor, ulaşım, enerji yani elektrik, mazot, benzin giderleri ücretsiz karşılanacak. Su gibi ham maddelerin tamamı ümmetin malı olduğu için tebaalara bedavaya dağıtılacak (En fazla bunların sadece masrafı  alınacak, bu hizmetlerde kapitalizm de olduğu gibi kar amacı güdülmeyecek ). Yine çocukların eğitimlerinin tamamını devlet karşılayacak. İşte tüm bu giderleri bir ailenin bireyinin ödemesi gerekmediğini düşünecek olursak ve ilaveten maaşlarından tek kuruş dahi kesilmediğini hatırlatacak olursak, şu gerçeği görmüş oluruz. Normal şartlarda bir İslam devletinin tebaası muhtemelen 4-5 saatten fazla çalışmak zorunda kalmayacak. Yine muhtemeldir ki 3-4 gün çalıştığında nafakasını rahatlıkla temin etmiş olacak ve rahatlıkla gününü ailesi ile geçirebilecek. Ve en önemlisi günün önemli bir kısmını ibadetle geçirmiş olacak. Bu vermiş olduğumuz rakamlar tabiki tahmini rakamlar. Yani kişi daha büyük servetlere sahip olmak istediğinde tabiki 8-9 saat veya 5-6 günde zaman zaman çalışabilecektir. Örneğin oğlu için ikinci bir daire satın almak için 6 ay bir sene yoğun çalışarak bir daire satın alabilecektir. Veya araba alabilmek için 1-2 ay biraz daha yoğun çalışmak durumunda kalabilecektir. Lakin şu bir gerçek; kesinlikle İslam devletindeki bireyleri nafaka, rızk mevzusunda bir kanaat sahibi olacaklar. Yine hayatta yaşamamızın tek gayesinin Allah rızası olduğu bilinci ile hareket edecektir.

Hülasa Allah rızası için kesinlikle Kur‘an ve Sünnet‘in çizmiş olduğu dairenin dışına çıkmaması gerektiğini bilen ve ancak bu şekilde Allah’ın rızasını kazanabileceğini bilen mümin zararda değildir.

Kardeşiniz Mehmet Aydın

15.07.17

Ayrıca...

yazar

Müslümanın Dünya Sevgisi

Dünya hayatı insanın varoluş sebebidir. Hayat olmaksızın insan var olamaz. Bu aslında konuya yüzeysel bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir