Home / News / HABER / DÜNYA / Trump, yaptırım tehdidini Demokles’in kılıcı gibi tutmak mı istiyor?

Trump, yaptırım tehdidini Demokles’in kılıcı gibi tutmak mı istiyor?

Türkiye ve ABD arasında 100 milyar dolar ticaret hacmi konuşulurken, yaptırım için ABD Hazinesi’ne yetki hazırlığı da şaşırttı. Uzmanlar, Trump’ın, yaptırım tehdidini Demokles’in kılıcı gibi tutmak istediği görüşünü savunuyor

Fırat’ın kuzeydoğusunda terör unsurlarına yönelik başlatılan ‘Barış Pınarı Harekatı’yla ilgili ABD gözdağı vermeyi sürdürüyor.

Ekonomiyi daha önce mahvetmekle tehdit eden ABD Başkanı Donald Trump’ın, yaptırım için Hazine’ye yetki veren kararnameyi imzalayacağı bildirildi.

Açıklamayı, “Bunlar çok güçlü yaptırımlar” diyen ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin yaptı.

Mnuchin, duyuruyu yaparken de “Bu bize verilen en geniş başkanlık yetkileri olacak. Umarım bunları kullanmak zorunda kalmayız, ancak kalırsak o  zaman Türk ekonomisini kapatırız” sözleriyle tehdit savurmaktan da geri kalmadı.

Söz konusu yaptırım taslağını, ABD’li senatör Lindsey Graham ve Van Hollen, Senato’ya sunulmak üzere hazırlamıştı.

Türkiye’yi adeta köşeye sıkıştırmaya çalışılan taslakta, askeri ve enerji alanındaki yaptırımlar dikkat çekiyor.

Üstelik CAATSA’nın devreye alınmasına da izini veriyor.
Türkiye ithalatında ABD’nin payı yüzde 5,5

Ekonomi çevreleri, olası yaptırımların mali piyasalar üzerinde etkili olabileceği görüşünde.

Nedeni, dış borçluluk. Çünkü kurdaki dalgalanma TL cinsi borç yükünü artırabilir.

İş dünyası ise her tür ticari yasaklamanın o ülkelerin ticaretini olumsuz etkileyeceğini, ancak şuana kadar ne ihracat nakliyesinde bir gecikme, ne yabancılarla görüşmelerde bir olumsuzluk yaşanmadığını, bilakis Donald Trump’ın yaptırımları Demokles’in kılıcı gibi bir tehdit unsuru olarak tutmak istediği görüşünü savunuyor.

Peki, Türkiye ile ABD ticareti ne düzeyde?

Bunun için ithalat-ihracat rakamlarına bakıyoruz.

Veriler ABD’nin, Türkiye’ye daha çok mal sattığını gösteriyor.

Geçen yılki 20,6 milyar dolarlık ticaret hacminde ABD, Türkiye’ye 12,4 milyar dolarlık satış yaptı. Türkiye’nin ABD’ye satışı 8,3 milyar dolarda kaldı.

Yani, Türkiye’nin geçen yılki 223 milyar dolarlık ithalatından ABD’nin aldığı pay yüzde 5,5.
Otomobil satıp makine alıyoruz

ABD’nin ise 3 trilyon 129 milyar dolarlık ithalat ve 2 trilyon 501 milyar dolarlık ihracatından Türkiye, sırasıyla yüzde 0,3 ve yüzde 0,5 pay alabildi.

ABD’ye en fazla motorlu kara taşıtları, makine aksam ve parçaları, halı ve mineral yakıtlar satılırken, bu ülkeden en çok makine aksam ve parçaları alındı.

Bu sektörü, mineral yağlar, demir-çelik, hava taşıtları ve tıbbi cihazlar izledi.

Başka bir ifadeyle rakamlar, iki ülkenin de ‘en büyük ticaret ortağı’ durumunun söz konusu olmadığını ortaya koyuyor.

ABD gözdağı verse de Türkiye, özellikle stratejik ürünlerde ABD için önemli bir pazar.

Bunların başında da savunma, havacılık geliyor.

Geçen yıl Türkiye, Amerikalı uçak firması Boeing’den 30 uçak alımı için anlaşmıştı.

Boeing firması da THY’ye 7 milyar dolarlık uçak satış anlaşmasını Twitter hesabından duyurmuştu.

Öte yandan büyüyen elektronik pazarı da iştah kabartıyor. Cep telefonları bunların başında.

Araştırma kuruluşu Statcounter’e göre, Apple’ın iPhone’la Türkiye’deki payı yüzde 16,5.

Bir yılda ortalama 12 milyon cep telefonu ithal ediliyor.

2007-2017 döneminde ithal edilen cep telefonu adeti 142 milyon. Değeri 24 milyar doları buldu.

Sadece iPhone modellerine ödenen tutarın 7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Yine, savunma sanayi, enerji, tekstil sektörlerinde ABD ile Türk firmalarının işbirlikleri var.
ABD’nin gözü sıvılaştırılmış gaz pazarında 

Öte yandan S-400’lerin tesliminden iki ay sonra ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross Türkiye’ye gelmişti.

ABD’nin Çin’le yaşadığı ticaret savaşının etkisiyle Amerikalı Bakan Ross, iki ülke arasında 100 milyar dolarlık ticaret hedefinin yol haritasını konuşmuştu.

Bu kapsamda enerji, kimya, mücevher, sağlık, tıbbi cihazlar gibi 12 sektör belirlenmişti.

Bu hedefe ulaşmak için iki ülke iş dünyası rapor hazırlığına başlamıştı.

Görüşmelerde ABD tarafının, Türkiye’ye sıvılaştırılmış petrol gazı (LNG) ihracatını daha çok artırma isteği de dikkat çekti.

Peki, Türkiye’de enerji pazarının büyüklüğü ne kadar?

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) raporuna göre, geçen yıl doğal gaz ithalatı 50 milyar 360 milyon metreküp olurken, bunun 11 milyar 328 milyon metreküpünü LNG oluşturdu.

Rusya yüzde 46,95 payla en yüksek paya sahip.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, enerji ithalatına geçen yıl toplam 43 milyar dolar ödendi.
Yakında LNG için Amerika’dan heyet gelecek

ABD’nin, Türkiye’deki gaz pazarının farkında olduğuna işaret eden Amerikan Türk İş Geliştirme Konseyi (ATBD Council) Başkanı Uğur Terzioğlu, iki ülke arasında ticareti 100 milyar dolara çıkartma hedefine işaret ederek şu ifadeleri kullandı;

Yakında yine ABD’den bir heyet gelecek, sıvılaştırılmış petrol gazı (LNG) için.

ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross da ‘Türkiye’ye, Rusya’dan aldığından daha ucuza sıvılaştırılmış petrol gazı vereceğiz’ diyor.

Türkiye’deki alıcıların farkındalar.

ABD’nin olası yaptırım tasarısını değerlendiren ATBD Council Başkanı Uğur Terzioğlu, “O bir oyun, muhalefeti tatmin etmek için yapılmış bir olay” dedi.

ATBD Genel Başkanı Uğur Terzioğlu.JPG

ATBD Genel Başkanı Uğur Terzioğlu

ABD’li iki senatör tarafından hazırlanan yaptırım taslağının gündeme bile alınmadığını söyleyen Terzioğlu, “Gündem tarihi bile yok ortada. O nedenle otomatikman bir sene sonraya gidiyor, bir sene sonra da Allah Kerim. Trump, bizimkilerin geçmeyeceğini biliyor zaten” diye konuştu.

Terzioğlu, YPG’yi Obama tarafının çok tuttuğuna da işaret etti. Hazine’ye yaptırım yetkisi hazırlığına karşılık, Türkiye’nin de “Karşılık veririz” dediğini anımsatan Terzioğlu, iş dünyasının gündeminde ticaret olduğuna vurgu yaptı.
“Jeopolitikten ziyade Jeokritik noktadayız”

Türkiye’nin ABD’ye en fazla ihraç ettiği ürünlerde ilk iki sırayı 1,1 milyar dolarla motorlu taşıtlar ve 928,2 milyon dolarla makine aksam ve parçaları izliyor.

Demir-çelik 566,8 milyar dolarla üçüncü sırada.

Ticarete getirilen her türlü yasaklamanı, o ülkelerin ticaret hacmini aynı oranda etkileyeceğini söyleyen Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Kurucu Üyesi Adnan Dalgakıran, o nedenle bu tür konularda soğukkanlı olmak gerektiğinin altını çizdi.

adnan-dalgakiran.jpg

MAKFED Kurucu Üyesi Adnan Dalgakıran

Türkiye’nin, bölgesinde her zamankinden daha fazla kritik önemde olduğunun altını çizen Dalgakıran, şöyle devam etti:

Türkiye artık jeopolitikten ziyade, jeokritik bir pozisyon oluşturuyor.

Rusya, Ukrayna, Balkanlar, Ortadoğu önümüzdeki dönemde gelişecek, para harcayacak ülkeler.

Bu pazarlara ulaşmak için Türkiye son derece kritik bir noktada ve kolaylıkla vazgeçilebilecek bir ülke değil.

“Bizdeki durgunluk Avrupa’yı da endişelendiriyor”

Türkiye’nin Avrupa için de çok önemli olduğunu ve ekonomideki daralmanın Avrupa’yı da endişelendirdiğini ifada eden Dalgakıran, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ekonomik olarak tüm dünya ülkeleri birbirine bağlı. Bir ülkedeki ekonomik kriz diğerlerini de endişelendiriyor.

Mesela, Türkiye’de ekonomik daralma Avrupa’yı da endişelendiriyor. Türkiye’nin 250 milyar dolar ithalatı var ve bunun önemli bir kısmını Avrupa’dan yapıyor.

Avrupa ekonomisinde durağanlık çanları çalıyor. Fakat şu aşamada herkes politik bir güç gösterisinde bulunuyor.

Aynı zamanda AB ve Ortadoğu’nun derin, ciddi farklılıkları var.

Türkiye bu noktada da denge unsuru. Bu açıdan, Avrupa için de kritik noktada.

O nedenle Türkiye, hangi yatırımı çekmesi gerektiği konusunda ev ödevini çalışması ve derinlikli bir stratejiye sahip olmalı.

“Tedirginlik yok, ne ihracat nakliyesi gecikti ne ertelendi”

Stratejik sektörlerden biri de kimya.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Murat Akyüz, olası yaptırımlar konusunda herhangi bir tedirginlik hissetmediklerini, görüştükleri ABD ve Alman iş adamlarında da o yönde bir reaksiyon görmediklerini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

Trump, yaptırımlar konusunu Demokles’in kılıcı gibi tutmak istiyor aslında.

Gerçekten tepki göstermiş olsaydı, BM’de veto hakkını kullanmazdı.

 

Murat Akyüz (YEN).jpg

İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Murat Akyüz

İş dünyasında herhangi bir tedirginlik olmadığını vurgulayan Akyüz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bir taraftan sözle tehdit söz konusu, ancak aksiyona geçme noktasında o kadar da tedirgin değiliz.

Çünkü bu dengenin Türkiye tarafından oldukça hassas işlenerek, bu operasyonun yapıldığını düşünüyoruz.

Uluslararası piyasalarda da bir tepki yok. Ne ilişkilerde, ne görüşmelerde, ne ziyaretlerde bu tepkiyi almıyoruz.

Ne ihracat nakliyesi geciktirildi, ne ertelendi. O nedenle şunu söyleyebilirim, bu tedirginlik iş dünyasında yok. Olumsuz bir tavırları yok.

Önceki gün Amerikalı ziyaretçilerimizle toplantıdaydık, bir sonraki gün de Almanya’dan ziyaretçilerimiz vardı, bu gündem onların gündemleri değildi, iş dışında bir şey konuşulmadı.

Ancak Türkiye savaştaymış gibi gösterilmeye çalışılsa da Türkiye’nin kendi güvenliğini korumak için yaptığı bir önlem olarak bakılıyor.

“Geri teper, ilişkiler kopma noktasına gelmez”

Küresel siyasal ekonomi, uluslararası ticaret ve dış politika uzmanı, Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, yaptırım için ABD Hazine Bakanlığı’na yetki konusunu şöyle değerlendirdi:

Suriye’den dolayı Donald Trump’a ABD içinden bir tepki var.

O nedenle Türkiye’ye karşı yaptırım için partizan bir talep oldu.

Sanki ‘buna karşı bir şey yapıyoruz’ demiş olmak için bir girişim gibi geliyor.

Söz konusu yetkinin uygulanması noktasının ABD için kolay olmayacağına dikkat çeken Dr. Altay Atlı, olası bir yaptırımın geri tepebileceğine vurgu yaptı.

Altay Atlı.jpg

Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı

İran’a uygulanan yaptırımdan dolayı ABD ve Avrupa içinde de sıkıntılar olduğuna işaret eden Atlı sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu birçok tarafa zarar veriyor. Petrol şirketleri zarar gördü İran’a yaptırımdan. Dolayısıyla bu tür yaptırımların geri tepmesi olacaktır.

Türkiye daha büyük bir ekonomi ve Batı ile olan ilişkileri çok daha çeşitli.

İki ülke arasında 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefi vardı. Bu sadece Türkiye değil, ABD için de verilmiş bir mesajdır.

ABD, ilişkilerin kopma noktasına gelmesini çok fazla tercih etmeyecektir.

Dolayısıyla bir noktadan sonra aklıselim söz konusu olacaktır. ‘Ben sana küstüm gidiyorum’ gibi bir şey yok. İlişkiler kopma noktasına gelmez

“Finansal anlamda etkisi olabilir”

ABD’nin yaptırım tehditleri havada uçuşurken ekonomistler, reel sektörü etkileyecek olası bir yaptırımın, Türkiye ile iş yapan ülkelerin ve şirketlerin ticaretini de vuracağına dikkat çekiyor.

Ancak ekonomik göstergelere de dikkat edilmesi gerekiyor.

Ekonomi çevrelerinden edinilen bilgilere göre, ekonominin daraldığı dönemde ağırlıklı kamu harcamalarıyla ekonominin döndürülmeye çalışılması, bütçe açıklarına neden oldu.

Dış borçluluk da yüksek. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, 30 Haziran 2019 itibariyle net dış borç stoku 268,3 milyar dolar.

Önümüzdeki 6 ayda ödenmesi gereken dış borç 50 milyar dolar.
Reel sektörün, mali piyasalar üzerinden zarar görme ihtimali de söz konusu.

Bu tür yaptırım tehditlerine mahal vermemek için yüksek işsizliğin, enflasyonun aşağı çekilmesi, orta ve uzun vadede iyi sonuçlar verecek ekonomi politikalarının izlenmesi gerekiyor.

Haluk Bürümcekçi.jpg

Ekonomist ve Stratejist Haluk Bürümcekçi​​​​​​​

ABD’nin olası yaptırımına ilişkin Ekonomist ve Stratejist Haluk Bürümcekçi ise şu değerlendirmede bulundu:

ABD’nin ne yapacağını bilmiyoruz, ancak getirdiği bir belirsizlik tarafı oluyor o kötü. Finansal anlamda.

Bu da kredi açarken ya da finansal olarak yatırım yaparken etkileyebilir. O tarafı biraz zorlayabilir.

Bu da kurların ve faizlerin yükselişi olarak kendini gösterir. O zaman ekonomideki toparlanmada bir yavaşlama olabilir.

Bugün kurun 5,90’a varması çok bir şeyi değiştirmez ancak izlemek lazım.

Yüksek boyuta ulaşırsa o zaman etkileri görülebilir; şu anki haliyle çok bir şey olmaz.

Olası bir kur yükselişinde borçluluğun bir sorun oluşturup oluşturmayacağı yönündeki soruya Haluk Bürümcekçi, “Bankalarda yenileme oranları düştü. Şirketlerle ilgili borç çevirmede sıkıntı olmaz, ancak mevcut borçların TL karşılığı büyüyeceği için oradan bir etkilenme olabilir” yanıtını verdi.

Ticareti ilişkilere zarar gelmesinin istenmeyeceği öngörüsünde bulunan Bürümcekçi, aksi durumda yaptırımların kendi şirketlerini de vurmasının söz konusu olacağını, kendi iç politikaları olarak bunun istenmeyeceğine de dikkat çekti.

Ajanslar

Ayrıca...

Rusya İdlib’te 9 Müslümanı Daha Katletti

Suriye’de Beşşar Esed rejimine destek veren Rusya’nın, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki yerleşimlere yönelik hava saldırılarında …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir